Merhabalar herkese...
Öncelikle bloğuma uğrayan arkadaşlara ya da internette sörf yaparken misafirim olan kişiler için bu yazımda çok çok ama çok önemli bir kaç konudan bahsedip görüşlerinizi almak istiyorum...Yazı uzun ama sabır gerektiren ve hassas bir konu ve de isteyen yorum yazmamakta özgür :))...Aksi takdirde zorla yazdırırdım :)))...dermişiim... Neyse konuya döneyim :
Öncelikle ben kendimi bildim bileli ve ailemden ya da çevremde örnek aldığım insanlardan bana öğrettikleri kadarıyla ; insanlarla olan ilişkilerimde ( arkadaşlık,dostluk,yardımlaşma...siz nasıl bir ilişkiye girdiyseniz artık...) karşılıksız ve beklentisiz bir amaçla yaklaşmak gerektiğini öğrendim...Buna göre de hayatımda insanlarla olan ilişkilerimi yönlendirmeye çalıştım...Bunun yanısıra öyle anlar var ki;...istemsiz belki de benim çıkarım oldu...Ama bunların dışında çokta çıkarıma hareket etmedim,edemedim, edemiyorum, etmemde :)) Şimdi şöyle diyebilirsiniz ; sende hiçbirşeyi mi karşılıksız yaptın ? tabii ki hayır...Çalıştığım ve karşılık olarak maaşımı aldığım bir işim ya da güldürebildiğim bir espri yeteneğim var:P dermişim. Gerçi espiri de borçlu çıkıyorum :))...Neyse sonuçta karşılıksız da birşeyler yapılıyor hayatta...Ama genel olarak insanları incelediğinizde sizden bir beklenti karşılığında sizinle arkadaşlık etmek isteyenden tutunda bu karşılık için size merhaba diyenler, sizin bilginizden faydalanmak için ya da maddiyattan kısacası faydalanmak için size yakın olan insanlar var...Ama bu insanları ilk bakışta tanıyamıyorsunuz..Belki yıllar sonra karşınıza çıkıp karşılığını istiyor sizden... Ama siz o ana kadar durumun farkına varamıyorsunuz...Sonuçta insanoğlu hayata gelişinde ve yaşam amacında en çok uğraştığı ve belki de yaşam amacı haline gelen insan ilişkilerinde bile çıkarcı olabiliyor...Ki böyle insanlardan ne yazık ki çevremde çok fazla var...Ama onları çevremden silip atamıyorum...Neyse sonuçta doğanın bazı kanunları var...Biz kanunlarla oluşmuş bir dünya da bize ters olsa da yaşamamızı sürdürmeye çalışıyoruz...Bu tür insanlarla da yüz göz oluyorsunuz ister istemez...Peki bu insanların derdi ne ? sizinle neden bir çıkar ilişkisine giriyorlar...Sizden alacakları ya da sizin üzerinizden elde edecekleri şey onların hayatlarına çok mu fazla anlam ya da önem kazandıracak...Aslında hayatınızdaki örneklere bakarsanız ; durumun pekte öyle olmadığını görürsünüz...Ama ne yazık ki LİDYA lılar para denilen ve mallarına karşılık olarak kabul edilen icatları sayesinde insanlığın değerleri üzerine bir incir ağacı dikmişlerdi farkında olmadan...
Peki bu incir ağacının zararı neydi ? Aslında suç LİDYA lılardan öte insanlığın geri kalanındaydı.Çünkü her insan bir değildi ve herbiri de farklı şeylere açlık duyuyor ve bu yönde açlıklarını doyurmak için parayı kullanıyorlardı...Ama sorun para kimdeyse onun güçlü olmasındaydı...Yani önemli olan artık insan değil, para idi...Şimdi gelelim para ve getirip götürdüğü değerlere...Özellikle günümüzde de hayatımızda çok önemli bir yeri olan ve uğruna savaşlar yapılan,insanların birbirini öldürmesine neden olan ya da kısacası insanları insanlıklarından eden birşey olmuştur para...Peki gelelim paraya bu kadar değeri verenler kimlerdi konusuna...Tabii ki dünyada yaşayan 7 milyar düşünebilen beyin parçasıydı...Peki bu beyinler hiç mi bu kadar basit kağıt parçalarının ya da madenlerin kendilerinden değersiz olduğunu düşünemediler...Ama LİDYA lılar düzenin yönünü birkez bu tarafa yönlendirmişlerdi...İnsanlıkta başlangıcından beri varolan düzene gelen eklentilere boyun eğip o eklenti ya da yenilikleri takip ederek daha refah bir toplum yapısı ya da daha rahat yaşayabilecekleri bir ortam hazırladıklarını zannediyorlardı...Arkadaşlığı ya da dostluğu satın alın hadi...sahte dostlukları,mutlulukları,...??

Ama bu yeniliklerin hepsini kabul ettikleri ve içlerinden hiçbirinde ayrım yapmayı ya da iyi ya da kötü ayırımını doğru yapamadıkları için bugün savaşlar,ölümler,ahlaksızlıklar,amaçsızca geliştiğini ve mutlu olduğunu sanan bir insanlık görüyoruz...Sonuçta günümüze kadar geldik ve de şu anda bulunmuş olduğumuz konum ya da hayattan şu anda ne kadar tad alıyor ve tatmin oluyorsak ; bu oranla ters orantılı olarakta paraya muhtaç oluyoruz..Neden mi ters orantı ? Çünkü tatmin olan bir insan doygunluğa ulaşmaktadır...Doyan birisi de yemek yemek istemez...Yani doydukça , parayla doyurulacak açlığınız kalmaz...Yani buradan da şu sonuca varabiliriz ki ; kendini tatmin edebilen ya da kendini doygunluğa ulaştırabilen birisi için o an para değerli değildir...O an o insan, insani değerlerine yönelebilir...Ama şu da bir gerçek ki ; doygunluk sadece fiziki algılanmamalı, soyut düzeyde de doygunluk sağlanmalıdır...Aksi takdirde bir insan sadece fiziki doygunlukla mutlu ya da istediklerini elde etmiş olamaz...Sonuçta insani değerleri yine göz ardı eder...
Şimdi burada konuyu uzattığımın ve asıl konuya dönmem gerektiğini anlamış bulunuyor ve asıl konuya dönüyorum...İnsanlar öyle bir çelişkili ve sürüncemeli hayat denizi içinde yaşarlar ki ; o deniz de bulanık yerlerde yüzerseniz; huzurunuzu,benliğinizi ve kendinizi kaybedebilirsiniz...O nedenle herkes berraklık arar hayat denizinde...Ne kadar berrak ve net görünürse denizin dibi ; o kadar huzurlu ve sürüncemesiz,çelişkisizdir yaşamak...Buradaki benzetmem umarım yaşamdaki durumları somutlaştırmak açısından yeterli olmuştur...Şimdi gelelim bu berraklığı koca deniz hatta okyanusta nasıl yakalayacağınıza...Özellikle yaşama amacına kafa takmış bir insanlık vardı başlangıçta...Onlarda ruhani yönlerden tatminde aradılar kendilerini...Bu mistik yol onları kendi zihinlerinde hakikatı görmelerine dönük bir yolculuk olarak nitelendirildi...Mistik yolları insanlığın büyük bir çoğunluğu benimsemiştir..Ama azda olsa mistik olmayan ve realist bir yol izleyenler de var...Bu yolda benim gibi sadece ve sadece insanlığın kendi zihnindeki yansıların yeterli olmadığını ve kendisi dışında diğer insanlarında 6 duyu organıyla ( 5 değil, 6 duyu ) görüp,tadıp,hissedip,duyup,koklayıp,DÜŞÜNDÜĞÜ bir gerçeklik yoluydu...

( Duyum organları - TARIX DESIGN )
Gerçeklik yolu ile mistik yol burada birbirinden önemli bir noktada ayrılıyor...Bu nokta ise ; mistik yol izleyenler yaratıcının varlığını hissetmek isterler,ama realist yol izleyenler için varoluştan öte varolduğunuz anın ve kendinden öte varolanların değerlerine daha çok önem vermeleri söz konusudur...Ben burada daha çok varolanların değerleri üzerinde duracağım...Aslında bu değerler hepimizin karşımızdaki kişiye karşı hissetmiş olduğu duygu, düşünceler ya da yaptığımız davranışlardır...Yani bir arkadaşlığıidostluğu,sevgiliyi...parayla satın alabilir misiniz? ki satın alındıkları zaman onlar ne derece arkadaşlıl,dostluk ya da sevgi olurlar ? ... Şimdi gelelim konunun başı ile bu kısmına bir düğüm atmaya ( bağlamaya :) )...Neyse konunun başında paradan ve onun getirdiği ve götürdüklerinden bahsetmiştim...İşte burada getirdiği belki varolanlara karşı bizim üstünlükler sağlayarak diğerleri içerisinden kendimizi daha üst seviye de görmemizi sağlaması ile insanda oluşan ego tatminidir...Bu de ne derece bir getiridir bilinmez...Ama götürdükleri sınırsızdır...Çünkü para ile asla insanı satın alamazsınız...Hani şöyle bir söz vardır : BEDENİMİ ALABİLİRSİN !!! AMA RUHUMU ASLA...İşte burada değinmek istediğim asıl konu o ruhun değerinin ölçülemeyecek ve parayla alınamayacak olmasıdır...Bu noktada para ne yapmıştır peki ??? Para satın alamadığı ruhları öldürmeye çalışmış ve bunda da çok başarılı olmuştur...Çünkü insanlık paraya yardımcı olmuştur...Çünkü insanlık varolduğu günden bugüne kadar doyumsuz bir açlığa mahkumdur...Bunu da kölesi olmak zorunda hissettiği bir maddeye bağımlı kalarak tatminkar bir noktaya çıkarmaya çalışmıştır...Yani demem o ki; para insanlığı yok edecek tek güç haline gelmiştir...Burada paradan öte insanlığın kendi kendini yok etmesi söz konusudur ki ; İNSAN OLMAK ? en büyük sorumluluğu da beraberinde getirir.Ki bu sorumluluklar yerine getirilmezse söyleyeceğim komplo teorim gerçekleşecek ve birgün insanlık hayatlarına diktiği incir ağacının köklerindeki su damlalarını bile muhtaç olacak ve doyumsuzluk her yerde baş gösterecek ve herkes bu KAOS ta yok olmaya mahkum olacak...Çokta fantastik ya da kurgu değil bunlar...Biraz tarihe ya da günümüze bakınca doyumsuzluk , güçlü olma hırsı ve de para sevdası yüzünden çıkar ilişkilerinden ibaret olmuş dünya gözler önündedir..Bunların sonucu olarakta ; İNSAN OLMAK çok zor bir hale gelmiştir...Çünkü insanlar toplumlar şeklinde yaşıyorlar...Toplumlarda her birey insani değerlerini koruyamıyor ya da onu korumak yerine kendini maddiyata kaptırıp doyumsuz bir varlık haline geliyor.Ki bu tip insan benzeri yaratıklar yüzünden asıl insani değerlere sahip olanlar haksızlığa uğrayıp acı çekiyorlar...Artık yazıyı bitiriyorum...Aslında uzattığımın ve bağlamak istediğim asıl noktaların çıkmadığını ve saatin sabahın 4: 52 sine yine geldiğini görüyorum...Bu nedenle belki ilerki yazılarımda bu konulara insani değerler adı altında tekrar deyineceğim...
Bu yazıdan çıkarılacak sonuç ; size kalmış...Ama ben az çok insanlığın değer vermesi gerekenlerin ilişkilerinde neleri gözönünde bulundurup nelerin geçici ( fani ) olduğunu görmesini açıklamak istedim...Yazıyı çok uzattım ve kayışta koptu bende...Bağlamışımdır umarım...Ama ne derece amacıma ulaşabildim...Orası bilinmez :))...
SİZCE PARAYLA İNSAN OLUNUR MU ?
EVET OLUR dediğinizi duyuyor gibiyim :))) Neden olmasın :))
Kalın sağlıcakla...Papa,oğlu ve kısı, bi de kutsal ruhları adına kutsadım...eywallah blogcu ailesi...
|
• 2006-05-10 20:57:35 - kutsama
Meryem Ana
:)))))
Şaka bir yana...
Parayı, sadece, bir araç olarak göremeyen insanlar, mutsuz kalmaya mahkumlardır, ne kadar varlıklı yada varlıksız* olurlarsa olsunlar....
* "Bir Yudumcuk" yazımı okursan anlayacaksın ne demek istediğimi. Buraya kopyalayabilirdim ama bütünden koptuğunda anlamını yitirecekti, yapmadım.