Merhabalar blogcu ailesi ve de sevgili ziyaretçiler...Sizlere bugün de herzamanki gibi insanın hayatında gördüğü,yaşadığı,tanık olduğu fakat pek fazla konuşmadığı bir durumdan bahsedeceğim...Hemen konuya gireyim...
Salı günleri görevlendirmi ile gittiğim okuldaydım...Öğlen paydosu için çıktım...Söylemesi ayıp 1,5 adana kebap'dan sonra gözlerime bi ışık geldi :)) sonra lokantadan aynı gidiş yolumdan okula dönüyordum ki ; yolun kenarındaki gecekondunun bahçesinde sürekli oturan o yılların artık eskittiği bezgin,yorgun ve umutsuz bakışları gördüm...Bu bakışlar yaklaşık 70-80 yaşlarında bi yaşlı dedeye aitti...Alnının derisi artık bakışlarını kaldırınca yukarıya doğru kıvır kıvır oluyor, yıllar artık çizgilerle gösteriyordu yüzündeki yaşlılığı...

( TARIX DESIGN)
Daha önce neden bu bakışlara bu bloğa aktaracak kadar anlamlı bakamadığımı düşündüm ve adana kebap ın gözlerime ışık getirmesiyle olayı bağdaştırdım :))..Şaka bi yana o dedeyi görünce aklıma bi düşünce takıldı ki sormayın.
Bu yaşlı ve yorgun adam öğlen sıcağından kaçmak için küçük ve sevimli evinin yeşil bahçesindeki kayısı ağacının altındaki gölgeye, eski ve paslı sandalyesini koymuş ve de gelen geçenleri izleyerek ;sanki ölüm anını bekler gibi son zamanlarını geçirmeye çalışıyordu...İşte o anki bu düşünce takıldı aklıma...İşte insanoğlunun yıllarını harcadıktan sonra geriye kalan dünyası dedim...Sanki o kayısı ağacında zamanla olacak olan kayısılar gibiydi durumu....Yani önce tohumun çiçek açıp,sonra meyve olması ve o meyvenin iyice olgunlaşıp sertleşmesi ve de sonrasında giderek yumuşak bir içi olması ki sonrasında o içinde eriyip zamanla kuruması ve göçüp gitmesiydi dünyadan...Evet arkadaşım bu yaşlı dede artık içinin gitgide eridiğini ve o olgun zamanlarından geriye hiçbirşey kalmadığını biliyor ve de boş gözlerle kalan zamanında belki de geçmişteki anılarıyla hayal dünyasında yaşıyordu sadece...Ama geçmiştekiler hayal dünyası değildi... Geçmişte onlar gerçekti...Bir filmde şöyle bir konuşmayı hatırlıyorum...Ölen bir adamın hayattayken önceki yıllarda çok ünlü ve herkesin sevdiği ve de hatırladığı bir kişi olduğundan bahsediliyordu...Ama o kişi hakkında birisi yorum yaptı ve de asıl ip orda koptu bende...Dedi ki bir karakter; aslında o adam şimdi hatırlanmayabilir ama geçmişte o hala bir şöhret ve de yaptığı çok şey var... Ama şimdi hatırlanmayabilir...Olay buydu...Bu yaşlı amca da belki şu anda o geçmişte çok sevilip,sayılan,hatırlanan birisini ve onun anılarını düşünüyordu...Ama şimdi onu ne seven,ne hatırlayan ne de onunla konuşan birisi vardı...Yalnızdı,hayatın acısını da tatlısını da yaşamıştı,yaşanmışlıkları hatırlayarak şimdi öldürüyordu zamanı...Ki artık zamanında bedenini almasını bekliyordu...Belki de içini ölüm korkusu sarmıştı ve de kaçacak bir yeri olmadığı biliyor ve de o kayısı ağacı gölgesinde, küçük dünyasını izleyerek bekliyordu onu...O elbette birgün gelip alacaktı yaşlı dedeyi...Ama yaşlı dede de bu bekleyişiyle diğer birçok yaşlı dedeyi hatırlattı bana...Ki bizim zamanımızdan geriye doğru bakınca aklıma hep savaşlar,ihtilaller,....birçok kötü olay geliyor...Onlar gerçekten yaşamda birçok zorluğu çekerek ayakta kalmışlardı...Ama işte o kadar büyük zorluklara göğüs geren ve de ayakta kalan bu dev çınarlar ( benim deyimimle ESKİ TORPAK :)) ) dan geriye bu yıkık harabe gibi duran çizgili yüzler kalmıştı...Neydi peki bu kadar zorluğa göğüs geripte şimdi bu yaşa kadar o kadar şeyi başarmış bedenleri böyle karamsar bakışlara sürükleyen...tabii ki ölümdü...Ama elbette herkes ölümü belki böyle bekleyecek birgün o kayısı ağacının altında...Ama öncesindeki yaşamı göremiyorlar belkide...Onlar gerçekten yüzyıllık çınarlar gibiler benim için...Çünkü şimdiki gençliğe bakıyorum da ; el bebek gül bebek yetişiyorlar...neredeyse büyük çoğunluğu hiç zorluk,açlık yaşamadan büyüyor...Aslında çok güsel bişey...Ama işte o yaşlı dedeler bu duruma bakınca belki de geçmişte çektikleri yokluklara,açlığa ya da acılara kızıyorlar ve de hayıflanıyorlardı içlerinden küçük seslerle....Hmmmm bi dakka ayrılayım yazıdan da kendi dedemi hatırlayayım...Çünkü şu an dedem hastanede yatıyor :(( ...Aslında gülümsemek lazım :))) Çünkü onu hastaneye yatırana kadar dayımların,annemlerin çektiği dertleri biliyorum...Benim dedem şimdiye kadar tanıdığım yaşlı dedeler arasında en ilginç hayat hikayesine sahip,en İNATÇI keçiden bile inatçı ve de yerinde hayatı boyunca durmamış yegane insandır...Şimdi nedir o nu diğerlerinden ayıran...Birkaç maddeyle sıralayayım anlarsınız o zaman :)) ;

-
ilkokul 5. sınıftan sonra evden kaçmış...( Siz kaçmayın :)) öyle der kendisi :)) )
-
Çocuk yaşta bahçe düzenlemesiyle şanseseri :)) bir hikayeyle iş hayatına atılmış,
-
Sonrasında müteahhitliğe kadar ilerlemiş,
-
ODTÜ nün bütün yapılarında neredeyse görev almış...Yani ODTÜ nün yarısından çoğunda onun izi var...( ABBAS ÇAVUŞ )
-
Türkiye'de gezmediği il yok...( Onun sözüyle dersek ; BİR BİLET KESTİRDİM YEŞİL GİŞEDEN,YOLCULUK BAŞLADI HAYDARPAŞADAN :))) )
-
KORE GAZİSİ ,anlayacağınız savaşa gitmiş,
-
2 eş ve 12 çocuk sahibi, (Hepsi yaşıyorlar...)
-
Çocuklarının büyük çoğunluğu okumuş : fizik müh.,Sigorta şirketi sahibi,Eczacı,Emekli,Tübitakta görevli,.....
-
....ve daha neler neler....
İşte bendeki dede de böyle çoook görmüş geçirmiş ve de muhabbeti hoş birisi...Ben ondan herzaman çok iyi nasihatler ve de sözler duymuşumdur...Napolyon benzeri ama biraz farklı bi sözü vardır...O para para para demez ; "Etiket Etiket ETİKET " derdi bizlere...Çünkü onun için önemli olan okumak ve de kendini geliştirmek,gezip,görmek,tartışmak,....daha nice işler yapmaktı...Ki bizde sözünü tutup ETİKETİ ( Diplomaları aldık :)) ) Tek yanlış yaptığı nokta : 2. evliliği yapmasıymış...ama o da iyi diyoruz...Çünkü 3. kadında peşinden takibe girişmiş...Malatya otobüsünden molada inmiş ve hatunu görmüş,sonra mola yerinde başka arabaya binerek ondan kaçmış :)) hehe uheheuhe ..Yaw gerçekten bu adam süper bi playboy olurmuş :))) yolda izini kaybettirmiş..:))))) Benim dedede zamanında manyak yakışıklıymış,1.93 boyda var,gözler yeşil :))) Babası da ilginçmiş zaten...( Babası : KATİL İSMAİL...) Dedemin babası gerçekten dedemden daha ilginçmiş...O da bir akşam yolda evine dönerken 2 Ankara Efesi tarafından ( Efeler sarhoşlar) tartaklanmaya ve de silahla vurulmaya çalışılmış...Ama İSMAİL AĞA sert adam ve de 2 metre boyunda güreşçileri tek eliyle yıkan bir babayiğitmiş...Böyle olunca o zaman Ankara Efelerinin ikisini de saçmalı kurşun atan eski bir silahla tek ateşte iki efeyi de öldürmüş....Zaten ondan sonraki 15 yılını hapiste geçirmiş...Ki ben onu tanımıyorum...Ama bir siyah beyaz resmini gördüm...Yetti de arttı..Yaww bi insan oturduğu sandalyede iki tane ayaktaki gardiyandan daha uzun boylu ve iri görünür mü ??? Gerçekten şaşırtıcı bi cüsseye sahipmiş...Neyse böyle bi adamın oğlunun da normal olmasını ya da yerinde durmasını bekleyemeyiz tabi :)) dedemde hiç yerinde durmamış ve çocuk yaşta ilkokul 5. sınıftan sonra evden kaçmış ve köyündeki tarlaların arasından geçerek ; gerçek hayata doğru koşmuş...Şimdi onun hikayesine giriş gibi oldu bu...Onun hikayesi bir ömür..Bir ömür de bence anlatılmaz ,yaşanır...O nedenle daha fazla anlatıp kafaları karıştırmadan olaya geri döneyim...Dedem şu an hastanede hatta biraz önce telefonla aradım.Halini hatırını sordum ve de durumu iyimiş...Yakında taburcu olacakmış. :..:))) sevindirici bir durum... Bu arada dedem şu anda 75 yaşında ve Çorumda küçük ve güsel bi köyde anneannemle birlikte köy hayatı yaşıyorlar...Dayımların ısrarına rağmen Ankara'ya yerleşmeyi ve de şehir hayatını,binada oturup vakit öldürmeyi reddettiler...Şimdi anneannemin büyük bir bahçesi,tavukları,inekleri ve de dedemin ekip biçtiği baya büyük tarlaları var...Onların son zamanlarını bile bir kayısı ağacı gölgesinde geçireceğini sanmıyorum... Ki onlar bu dünyaya bir değil binlerce kayısı gölgesi ekmeden göçmeyecek insanlar...yaşlılık ölüm korkusu olmayan insanlar aslında...hayatın getirdiği korkulardan uzak yaşamışlar hayat boyu...Çoook dert çekmişler,acısıyla tatlısıyla yaşamışlar büyük bir çınar gibi hayatlarını...Daha da uzun ömürleri olmasını dilerim...
Şimdi hem kayısı gölgesinde ölümü beklemek var bir yanda, hem de inadına kayısı gölgeleri yetiştirenler var hayatta ...Bende sonucu buna bağlayıp sizlere ulaştığım sonucu söyleyeceğim :
BİR İNSAN NASIL BİR ÖMÜR YAŞARSA YAŞASIN ; EĞER YAŞAMDAN KOPMAK İSTEMİYOR VE DE GEÇMİŞLE YAŞAMAK YERİNE HEP GELECEK İSTİYORSA, İŞTE O ZAMAN GERÇEKTEN HATIRLANIP,SEVİLİR,SAYILIR BİRİSİ OLACAKTIR...SİZ DE HEP KAYISI GÖLGELERİ YETİŞTİRİN...
DEDEM VE ANNEANNEME SEVGİLERİMİ GÖNDERİYORUM...
Herkes kendine iyi baksın...Papa,oğlu ve kısı,bi de kutsal ruhları adına hepinizi kutsuyorum :)) Hoş ÇAKAL ( Bu da güsel insan BAŞAK a gitsin...Uğra kız bak arada bir buralara...
Yeni e maillerini bekliyorum.Kitap,eti puff falan tavisyelerini :)) )
( Godola- song )
|
• 2006-06-13 23:53:35 - ...
Benim babamda 75 yaşında ve bir blogu var:))
Hayat doludur, 28 mayısta torunun düğününde de star oydu :))
Zamanın olursa bir uğra bak, benim ona takdığım adla Necmi dedemiz, yada herkesin hatta senden küçüklerin bile seslendiği gibi Halisabi nasıl bir alem :)))
http://www.blogcu.com/halisabi/