Hep sustu,yalnızım diye bağıran çocuk, Hiç arkadaşı olmadıki onun,oyun oynamayı bilsin, Topun peşinden koştururken,yerlerde yuvarlanan,gülerek ona bakan...yalnızlıktı... Bu nedenle de gülemedi o çocuk yalnızlığına...
Hiç sevgilisi olmadıki yalnızlığın, Olsaydı ki; kalbindeki boşlukta yalnız oturmazdı o çocuk, Acaba Çocuk muydu yalnız olan ? Yoksa yalnızlık mıydı çocuk olan?
Kesin bir cevabı olmadı ve de olamazda yalnızlığın ... Verilen cevapların tatminkarsızca kabullenilmesinden ibaretti hayatlar... Neden ve sonuç ilişkisiydi o çocuğun hayatı da... Doğmuştu ve yaşamıştı zamanında...
Yalnız başınaydı, Beyaz ve çizgili kağıtların üzerine, Sonbaharda yaşlanmış ve kurumuş ağaçlardan yapılmış, Ucu açık kurşun kalemle yazıyordu kelimelerini... Yazdıkları harflerden en çok " İ " harfine benziyordu o...
Yapayalnızdı ve yalnızlıklaydı... Hem yazmak,hem söylemek istedikleri vardı onun da... Ama yalnızlığın ona armağanı olan sessizlikti,susuyordu... Sessizliğin çığlığı vardı kalbinde...
O artık gerçek hayattan kopmuş,Rüyalarında yaşıyordu... Rüyalarında düşüyordu hep bir uçsuz boşluğa... Hayallerinde sevdiğini kaybetmişti... Geride boş ve kırık bir kalp kalmıştı...
Yalnızlık, çocuğun ta kendisi,arkadaşıydı... Yalnızlık, çocuğun kalbindeki rüyaların boşluğa düşmesiydi... Yalnızlık, o çucuktu... Yalnız, yalnızlık o çocuğun sevgilisiydi...
WRITTEN BY CATHEDRAL |
• 23/6/2006 - öykümce
Dizelerini sevdim, en çok da "sessizliğin çığlığı"nı...
Onu duymak en zoru biliyor musun?
Duyan da pek yoktur zaten !!!