Merhabalar efenim...Birasçık aradan sonra tekrar sizinle sayılırım bi müddetliğine... Bu ara işler beklediğimden daha yoğun ve yorucu ve uykusuz her gece modunda geçtiği için biras uzak kaldım sizlerden ve düşüncelerimden buralara düşenlerden :)) ...
Ahhh eskiler ahhhh...Hani demiş ya ; eskidendi çok eskideeen....onun gibi bişey bu ahhh larım :)) Eskiler,anılar,hatıralar,yitik yaşamlar....ki yaşanmışsa bazı anlar...:)) Evet blogcu ailesi bugünkü konum şu :
Eskiler yaşamın,insan olmanın,iletişimin değerini biliyordu....!!!
Günümüz teknolojik gelişmelerini takip edeceğim diye; insanların sosyal yaşantılarından uzaklaşması sonucunda iletişim teknolojilerininde yardımı ile sanal bir iletişim kurdu insanlık...Artık arkadaşının omzuna elini koymak istediğin zaman monitöre elini sürer oldu insanlar...Bu kadar vahim bir durumda yani insanlık...Ama eskiden böyle miydi ? İnsanlar yüz yüze, omuz omuza, gözüne baka baka gülerek hoş sohbetler ederler ve aynı zamanda çaydanlıktaki çayı paylaşırlardı bir arkadaşıyla,misafiriyle,komşusuyla...Gelmeler,gitmeler vardı eskiden...Adına misafirlik denirdi...Artık öyle mi ?... Eskiden komşuluk denilen ve insanlar içindeğerli kavramlar vardı...ama artık onlarda değerini yitirdi...Çünkü eskiden insanlar yaşamayı, yaşamın anlamını,insan ilişkilerinin değerini...kısaca insan olmayı biliyorlardı...Ama artık öyle mi ??? ...Eskiden belki bu teknolojik gelişmelerin olmaması ve de ekonomik yetersizliklerin getirdiği bir muhtaç olma vardı insanlarda...Aslında muhtaç olmadan öte; yardımlaşmayı doğurdu bu etkenler...Dolayısıyla yanında iletişimde fazlasıyla vardı... Ama gelin görün ki ; günümüzde de iletişim 1001 türlü yoldan kurulabilir hale geldi...Ama eskiden kurulan iletişimler hem içten hem samimi idi...Şimdi arayında bulun eskileri !!! nerdeee diyorum bazen... Arada bir yaşlıların muhabbetlerine rastlıyorum...Ne kadar samimi ve içten geliyorlar...Birde kafamı çevirip günümüz insanlarına bakıyorum ; gençlik zaten ipi kopmuş ve görüntüden ibaret bir halde ( çoğunluğu ), aileler bağlarını yitirmişler,binalar dikilmiş köylere "şehir/kent" adı verilmiş ve komşulukta bunun sayesinde ölmüş...Sonuçta birbirinden kopmaya başlamış insanlık...Ki günümüzde çok hızlı bi kopuş oluyo ki ;sokaklarda bu söylediğim örneklere çok kolay bir şekilde rastlayabilirsiniz...Ama düşünüyorum da, zamanla bu hızlı gelişmelerin getirdiği yozlaşmalar yok edecek tüm insanlığı...
Yukarıdaki yazıların üzerine bişey yazayım derken elektrikler kesildi.Gecenin 01:30 u delideli oldum.Moralimde sinirlendi... :)) Tam yazının sonuna geldim...Yafff deli eder bu T.E.K. adamı :((( Nesse canınız saolsun sizin için bidaha yazarız...Evet geçmişte yaşayanlar daha fazla insanlık için uğraşmışlar ve de hayattan daha gerçekçi tatlar almışlar...Ama şimdi neden böle insanlar ??? Yani neden insandan çok kota,bota,ota,b.ka değer verir olmuşlar...Bu tüketim çılgınlığı şu teknolojinin amaç dışı kullanım çılgınlığı...Daha neler neler...Neden bu amaçsızlık ya da neden amaç ??? ...Şimdi şu su götürmez bi gerçekki ; kimse size hayatınızın sınırlarını,çizginin sonunu ve ötesini açıklayacak ya da somutlaştıracak ya da ne bileyim anlamı size söyleyecek değil...Ama bilinen 2. gerçek varki ; BİR İNSAN ÖLENE KADAR İNSANA VE İNSAN İLİŞKİLERİNE MUHTAÇTIR...
Şimdi 1. gerçek ölümdü...2. gerçekte biraz önce büyük harflerle vurgulamak istediğimdi...Ben ölüm hakkında bir şeyden bahsedemem.Çünkü ölmedim :)) Henüz yaşıyorkende şu 2. gerçek üzerine konumuzun asıl anafikri üzerine yoğunlaşalım...Sizlere insanlığın birbirinden ve fiziki temastan nasıl koptuğunu kendimce kurduğum düşüncelerin sinaptik bağlantılarda oluşturduğu sonuca doğru adım adım götüreyim :))) Öncelikle tüketim denilen şeyin hayatımızı nasıl etkilediğinden bahsedeyim...Hatta örnekleyeyim...Bi felsefi yazar ki çok severim kendisini...ERICH FROMM - " Yaşama Sanatı" kitabındaydı sanırım...Tüketim ile ilgili ilginç birşeyden bahsetmişti...Yazar diyor ki ; bir insan neden sigara içer ???İşin bağımlılık kısmının yanı sıra...Çünkü bir insan hayatına bir anlam yüklemeden yaşayamaz...O an boşlukta ve hiçbir iş yapmıyorsa ; o zaman insan o boşluğu doldurmak zorunda hisseder kendini ve birey olarak bir amaç olmaksızın hayatını devam ettiremeyeceğinden ötürü hemen bir savunma mekanizması oluşur ve bu mekanizma sonucunda kendini tüketim çılgınlığında bulur...Yani kısaca ; tüketim bir amaç oluşturuyor insana....Pekii tüketim nasıl insan ilişkilerini etkiliyor...Ben asıl bu konuya değineyim...Bende bu yazar gibi bi soru sorayım kendime ve size :)) Eskiden TeleVizyon denilen ve beyin kıvrımlarınızın gelişiminde = 0 rol oyanayan bir makina varmıydı???Eskiden dediğim 1900 lere falan gidin..Yani BABA AL BAŞA, SAR FİLMİ olayı :)) Evet yoktu...Pekii ne vardı ? Tiyatro,opera,gezmeler,tozmalar...gelmeler ,gitmeler...İnsanlar ayağını toprağa basıp,onun rahatlığını hissedebiliyormuş...Günümüzde çimlere basmak bile yasak :))) Yani insan ilişkilerinin ve fiziki temasların daha yakın ve değerli olduğu zamanlardan bahsediyorum...İşte o eskiler hayatlarını çok fazla teknoloji,tüketim olmadan ve gerçekten yaşamışlar..Şimdi ben bunu neden söyledim...TV denilen makina gerçekten insanları o kadar çok etkiliyor ve o kadar çok salaklaştırıyor ki ; günümüz programlarına, reklamlarına,filmelerine bakınız...Saçma sapan VADİLER,KAYNANALAR,M.ALİ 'ler,JESS'ler....Yafff hiç mi insanı bir adım ileriye götürecek bişey yoktur o kadar kanalda...Hepsi sizi kendi dünyanızdan alıp, salakça ve olmaması gereken ve de olmayan yerlere götürüyorlar..Sizi de aynı zamanda o dünya da sınırlayıp,hareketlerinizi etkiliyor ve sizi daha kötü ve sanal yönelere kötürüyorlar...Böylece uzun süre hiç konuşmadan bir ökzü gibi geçen trene bakıyorsunuz...Tamam bazı kanallar ki 1,2 tanesi hariç böyle arkidişim...İnsan zaman öldürüyo...Evet makina da bu iş için insan herzamanda ilişkileriyle yaşayamaz... Böylede olmaz ama...Bir de diğer yön var ki---TÜKETİM--- Reklamlar....Arkidişlar reklam dünyasında özellikle Bankacılıkta Türkiye'nin dünya da 1 numara olduğunu biliyor muydunuz ? ...Peki neden ? Çünkü günümüz ve ülkemiz insanı tüketimi ve oturduğu yerden para kazanmayı seven yaratıklar..Böyle bi zihniyet olabilir mi yaff ? Yazık bize...Nesse ben bunları geçtim...Uzatmadan geleyim asıl tüketim olayına...Şimdi birisi almıştır bir markadan birşey..Bir diğeri görüpte kıskanır ki ; kıskançlıktan nice ilişkiler,nice saraylar yıkılmıştır...Şimdi bu kıskançlıktan dolayı insanlar hemen tüketime sarılıp egolarını tatmin ediyorlar... Daha doğrusu tüketim çılgınlığı ki ülkemizdeki teknoloji açlığı en basit örnek ; CEP telefonları Türkiye de yaygınlaştığı ilk zamanlarda koca AVRUPA da 1,5 milyon GSM kullanıcısı varken...Ülkemizde ne kadardı tahmin edin ??? 7,5 milyon....:((( Bu nasıl bir tezat ??? Nasıl bir tezat ? şöyle bir tezat : ülkemiz insanı "Ayranı yok içmeye,Atla gider s.çmaya" misali bir insandır...Bir düşünün koca AVRUPa nüfusunun kaçta kaçının kullandığı şu teknolojiyle bizim kullandığımızı kıyaslayında görün...Biz zamanla bu açlığımızın hat safhalara çıkmasıyla kendi dünyamızdaki boşlukları böyle emperyalist kavramlara yüklediğimiz anlamlarla amaç haline getirmişiz...Sonuçta ne oldu ??? Bunlar fiziki temaslarımız ,ilişkilerimiz gitgide sanallaşmaya ve insanlarımızı birbirinden uzaklaştırmaya başladı...Pekii eskilerde neden bu denli bi uzaklaşma yoktu...Öyle ya onlarda da tüketim vardı...Ama onlar tüketimden önce önem verdikleri noktaları gerçekten düşünüp belirlemişti...Şimdi neyi düşünüp belirlemişler ?? Arkidişim insan ilişkileri tabiiki..Sevmeyi,sevilmeyi,bağlılığı,mutluluğu....Daha neler neler...Şimdi neden günümüzde bunlar yok..İşte sizin boş olmanızdan kaynaklı bu da...Siz derken; isim vermedim dikkat ederseniz...:)) Günümüzde bir cep telefonu alan bir ay sonra hatta 1 hafta sonra sanki bi numara küçük geldi diye daha ileri modellerini alıyor...Ki siz şimdi cep telefonlarının önce Avrupa da en iyi modellerinin kullanılıp sonra bize eskilerin geldiğini de bilmezsiniz...:)) sizi gidi cahiller sizi :)) ..Nesse aydınlatiyim biraz daha ortalığı :)) Ki T.E.K yine elektrikleri kesmeden...Bak uzun süredirde yazmıyorum ya uzattıkça uzatıyorum...Hemmen sadede geliyorum...Günümüzdeki iletişim araçlarından biriside şu anda benim başımın belası ve aynı zamanda maaşımı almamı sağlayan BİLGİSAYAR...Bilgisayarların üretim amacından tutunda tüketim amacına kadar size tarihçeside dahil bir kitap yazabalirim...Fiyatı sonra konuşuruz :)) Ama korkmayın o kadar uzatmanın hiç mi hiç gereği yok...Nesse bilgisayar kısaca insanların ofis işlerini ya da gündelik hayatlarını kolaylaştırmak amacıyla PC ( Personal Computer - Kişisel Bilgisayar) haline gelmiştir...Bunun yanısıra eğlence kısmı da eklenince ve de İNTERNET...alın insan ilişkilerini kesip kopartan bir teknoloji daha...Bir tüketim çılgınlığı daha eklendi hayatınıza...Şimdi Siz İNTERNETE modeminizden CONNECT olurken Asıl hayattan da bir o kadar DISCONNECT oluyorsunuz...Bazılarımız ki çoğunluğumuz ise; bu teknolojiyi arkadaş edinmek,ileitişm kurmak amaçlı kullanır...Acaba çıkıp dışarıda gerçek yüzünü görmek mi daha insancıldır. Yoksa böyle yapay bir ortamda gerçekliğinden şüphe duyabileceğiniz ilişkiler kurmak mı ? Günümüzde ne yazık ki ilk söylediğim artık YALAN OLMUŞ :(( Şimdi insanlar bu hayat koşturmacası ve hayatta ve ayakta kalmaktan sıkılmışlar ki; kiminle konuşsam; "alıp başımı gidesim geliyor " havalarında...Yani bu asosyallik ve ilişkilerin eskisi gibi olamayışı artık insanları bunaltmış...Ki bende bundan ötürü bu kadar dil döktüm daha doğrusu parmaklarımı yordum...:)) Nesse demem o ki ; Artık kalkın şu makinanın başından...Keşke başka bir iş seçseydim de bende daha fazla insanlarla gerçek bir fiziki iletişim içerisinde olabilseydim diyorum bazen...Tamam örtmenlik yönü ile örrencilerimle böle güsel iletişmlerimiz oluyor...Ama neyse...Uzadı yeterince...Neden eskiden yaşamak isterdim sorusuna ise ; alın size en baba en paşa örnek : Neil SEDAKA , Carol KING ' e 1960 larda aşkını söylemek için ne yapmış biliyor musunuz ? Plağıma seninle ilgili bir parça koyacağım izin verir misin demiş ? Telif hakkından falan dolayı :)) Ama kadının parçadan haberi yok...O da tabii ki demiş...OH CAROL parçası ondan sonra yok satmışş ve büyük bir aşk yaşanmış...Ne alaka diyorsanız...Şimdi bana böyle bir adam ve olay gösterin arkadaşım... Böyle bir dönem gösterin...YOOOK...Eskiler duygularıyla yaşamış,zamanımız insanı ise ; telefon mesajlarına aşık,bilgisayarına aşık,TV sine,marka vermiyim Elvi's kotuna, ASLAN,KONVERT ayakkabısına....Teknolojiye bağımlı yaşıyor...Duygularını yapay ortamlarda harcıyor :(( Üzücü bir durum... Tamam teknolojiyi kullanın ama hayatınızıda çöpe atmayın..Bence siz de ESKİDE YAŞAYIN...
Bir şiir döktürelim :))
ESKİ Mİ ŞİMDİ Mİ?
Bebekler eskiden ağlarmış anneleri süt versin diye,
Şimdi kısa mesajla istiyolar...:))
Çocuklar çamurdan araba yaparmış,
Şimdi oyun hamurları var ki yenebiliyormuş :))
Çocukken oynardık oyuncaksız arkadaşlarla...
Şimdi X-MEN i olmayanı çocuk yerine koymuyorlar...
Gençken ilk aşkıma haykırmıştım...
Şimdi BİZBİZE UZAKTAN CELL leşiyoruz...
Sevgilimle ağaç gölgesinde piknikler yapardık...
Şimdi o ağaç masa olmuş internet cafenin bilgisayarlarına...
Eskiden pullarını yalayıp özenle yapıştırırdım,
Memlekete, anneme gidecek diye o beyaz mektubum...
Şimdi bir tuşla bin kişiye bir mektubum...
Ama ne dilimde pul tadıyla ne de gönlümdeki yazılarıyla gidiyor...
Eskiden Muhammed Ali'li boks maçları için
Geceleri çekirdeklerle giderdik komşunun siyah beyaz TV'sine...
Şimdi kumandası bile uzaktan olmuş renkli zamanzingonun,
Gidemiyoruz evden bir adım öteye...
AŞIK Cathedral derki ;
Ben attım blogcudan bir adım öteye,
Aklım gitti hep bir adım geçmişe...
Sen sen ol be fani düşünme TV,PC,bilmem ne si,
Gel beraber aşık atalım 2 kaşık keşküle :)))
------------------------------------- Written by Cathedral
--- Tarih : 23/07/2006 Saat :03:28
( Bu arada bugün benim doğum günüm,
sevgin ölmek gibiydi,
yaşama döndüm,
bırakıpta gitsen bile,
ikiyüzlü aşkına GÜLE GÜLE :)) İlhan iremden... )
Size son bi soru : YAŞAMIN ANLAMI BU MUDUR ? BENCE ŞUDUR... ( bu da benim sıkıldığım bi vakit öyle aklıma esince yaptığım bi tasarımım - Adı : the meaning of life :)) )

Son olarak çok çok sevdiğim ve güsel bi film olan "EŞKİYA" filmindeki bir sahnede ( Cumaali'nin Ölümü) Eşkiyanın söylediği güsel sözlerle bitiriyorum yazımı ( Lütfen okurken yaşlı bir adam sesiyle ve sessizce okumaya çalışın :)) )
----------------------------------------------------
Korkma , Sadece toprağa gideceksin, sonra toprak olacaksın, sonra sularla birlikte bir çiceğin bedenine yürüyeceksin, oradan özüne ulaşacaksın... çiçeğin özüne bir arı konacak, belki,belkii o arı ben olacağım ...( ve son satır ağlamaklı bi sesle biter... :(( )
----------------------------------------------------------- ( Bu da sana gitsin M.ÇERÇİ cim :)) Belkim o arı ben olacağım... :)) )
Bişeyi çıktı bu yazıımın...çok uzattım yafff..artık sabahn 04:00 ı biraz yazılım yapalım :)) kodlar kodlar...
Blogcuda ii baksın kendine,sizde...hadi HOŞÇAKALın bakalım...
PAPA,OĞLU VE KISI Bİ DE KUTSAL RUHLARI ADINA KUTSADIM...KALIN SALICAKLA...EYW.
|
• 2006-07-28 22:12:04 - trxxx işte
hayatın anlamsızlığı içinde anlamlı kalan özel şeylerden kendisi...