Merhabayin blogcu ailesinin ve ziyaretçilerin en çok düşünen ve araştıran ve de okuduğundan birşey bekleyen fani et parçaları :)))
Sakın ama sakın yukarıdaki girişin bir hakaretle sonuçlandığını düşünmeyiniz...
Çünkü ben kendimce kendimi ve dünya üzerinde yaşayan her ölümlü varlığı bir et parçası olarak görürüm...Pekii neden ? Çünkü etten bir yapıda hapis kalmışız hepimiz...Onun dışında yaşadıklarımız bizi onun içinden çıkartıyor...Yoksa hiçbirşey yaşayamayan bir canlı düşünün ki et parçasından farkı nedir ?
Aslında değinmek istediğim konuyla da alakalı olmakla beraber bir et parçasının yaşamında değerli olan ve asıl değerli olanlar arasında yaptığı seçimlerin sonuçları ve fanilik süresini geçirdiği anlarda yaptıklarından doğan sonuçlar ve hayatın akışının bu sonuçlara göre nasıl değiştiğini gözlemlediniz mi hiç ???
"RUN LOLA RUN " - KOŞ LOLA KOŞ filminde olduğu gibi hayat seçimlerden beklentilerden ve sonuçlardan ibarettir...Seçimleriniz doğrultusunda akışın yönünü değiştirebilirsiniz...Ama doğru yönde ama yanlış yönde...bir şekilde akış devam eder...Sizde o seçimlerin sonuçlarında üzülür ya da sevinirsiniz...
İnsanoğlu ve kısı hergün her an her saniye beyin kıvrımları arasındaki o sınırsız bağlantılarda oluşan binlerce düşünce yumağı ile hayatın o zorlu koşturmacası içinde hem birşeyler öğrenir,hem birşeyler sorgular hem bir cevap bekler hem bazı cevapları alır kendince...Sonuçta zamanla oluşan beklentiler ve yeri gelince yapılan seçimler ya da geç kalınmış durumlar oluşur...Beklentilerinin cevapsız kaldığı anda o kişi düşer boşluğa ümitsizliğe ve üzüntülere...Ama zaman en iyi ilaçtır ...Sonunda her yara gibi o anki beklentide ya iyileşir ya da zamanla acısına da alışır insan...
Asıl konuya yavaşça giriş yapalım...Hayatta beklentiler kişiye,ırka,kültüre ve cinsiyete göre çok büyük farklılıklar gösterir...
Kişinin bireysel beklentileri,
Kültürün geleneksel beklentileri,
Irkın soy ve kültür beklentisi,
Cinsiyetin içgüdüsel beklentileri vardır....
Aslında tersineymiş gibi duran bu yapı tamamen bu doğrultuda beklentilere yol açıyor...Yani sanki İçgüdüselliği cinsellik doğuruyormuş gibi geliyor..Ama yanlış tabii ki :)) Neyse Bunları çoğaltmak ve çeşitlendirmek mümkündür...Ben burada bahsettiklerim arasında en çok kişi ve cinsiyetin beklentileri arasındaki bağlantıların kültür ve ırktan fazla oluşu ve de bunun sonucunda bireylerin hayatlarına hangisini ölçüt alarak devam ettikleri üzerinde duracağım...Aslında kültürün hat safhada olan etkisini de azımsamıyorum ama kültürde bir yerde insan doğasına yenik düşüyor...Tabii ülkemizdeki cinsellik ve kültür, tanım ve anlamları normalden çooook çok farklı düşünüldüğü için sağlıklı bir şekilde insanlar ne kültürü ne de cinselliği ne de kimliklerini tam anlamıyla yaşayabiliyorlar...Aslında bunlar çok hassas konular ama öyle hassas ki konuşmaya konuşmaya utana sıkıla bu hallere gelmiş bir ülkeyiz...Ne hallere mi gelmişiz ? Kültür, kimlik karmaşası yaşadığımız şu dönemlerde çocuk pornosunun hat safhada olduğu bir ülkede müslümanız diye geçinen tiplerin olduğunu ve asıl dini gözönünde bulundurarak bir sonuca varmak istersek ; yol yakındır diyebilirim...Neyin yolu ? Yok olmamızın yolu tabii ki...Ne kültürünü ? ne dinini ? ne cinselliği ? ne de kendini kimliğini tam anlamıyla yaşayan bir toplumla karşı karşıyayız...Bakın arkadaşlar, her toplum kendi kültürünü kendisi oluşturur ve devamını kendisi devam ettirir..Ama bizde olay şöyle ; biz kendi kimliğimizi bulamadığımız gibi aynı zamanda başkalarının kimlik arayışlarını ve de içgüdüsel duygularını da kendimiz yaşayamadığımız için ters bir tepki vererek etkiliyoruz...Yani toplum kuralları,sosyo-kültürel yapı,ekonomi vb. durumlar benim bu duyguları yaşamamı engelledi ben yaşayamadım sen de yaşamayacaksın...İşte bu tür özgürlük kısıtlamaları yüzünden insanoğlu ve kısı sınırları çizilmiş bir sahada istemediği hapis hayatını yaşıyor...Daha doğrusu ruhunun yaşadığı yer ve soluduğu hava budur...Korkarak yaklaşıyoruz birbirimizle...Kendi iç dünyamıza kapanmışız toplum olarak...

Eskilere bakarak şimdiki gençliğin batı özentisi ve boş kafalarını ve sosyal hayatı, ülkenin durumunu ve kültürün beklentilerini de işe kattık mı anlamsız bir hayat oluşturduğunu ve de globalleşen ve bazı şeyleri aşmış olan dünya düzeninde yer alamayacak durumda olduğunu görüyorum ne yazık ki !!! Ben gelecekten hiç mi hiç umutlu değilim..Bu kadar saçma sapan işlerin döndürüldüğü bir ülkede kapitalist güçlerin ve de dini duyguları sömürenlerin elde ettiği kazancı, halkın kayıplarını , kültürün yozlaşmasını ve de kimlik karmaşasının yaşanmasını gördükçe sizde bunlar sonucunda benim gibi ister istemez umutsuzluğa düşebilirsiniz...Şöyle bir haberleri izlesem deseniz ; hırsızlık,tecavüz,kapkaç...Ülkem akıl almaz bir hale gelmiş...Nedeni de ; bireylerin ttoplum tarafından ve sistem tarafından bu yöne itilmesi sonucunda bu haldeyiz...Ama elden ne gelirki ; nasıl düzeltebilirim diye düşünseniz de.. pratikte milyonlarca insanın yaşayış tarzını dahi değiştirecek şeyler yapmanız lazım...Bırakın ekonomiyi ve eğitimi artık insanların kafasını değiştirmekten başka yol yok...Ya hipnoz edeceksiniz ya da beyinlerini bir şekilde yıkayacaksınız ki insanlar yataklarından art niyetlerini çöpe atarak kalkıp başlasınlar o günü yaşamaya...Çünkü ne kültürümüzü ne geleneklerimizi çağa uydurabilmişiz ne de gereken özgürlükleri verebilmişiz kendimize ve de çevremizdekilere...Sonuçta gelecekte Türkiye diye bir ülke ve yine bu ülkenin kültüründen gelen renkler varolmayacak...Aslında yazıyı daha da uzatmak ve insanların birey olarak kabullenilmesinin aslında zor olmadığını ve bu kabullenme ile özgürlüklerin kısıtlanmadığı bir ülkenin aslında daha sağlıklı temeller üzerinde olacağını...Dolayısıyla insanların daha normal işler yaparak ve yataklarından daha saf duygularla uyanarak hayatlarına devam edecekleri kanısında ve ümidindeyim...
Hadi kalın sağlıcakla blogcu familyası...
Papa,oğlu ve kısı bi de kutsal ruhları adına kutsadım...Hoşçakalın...
|
• 2006-11-06 09:42:33 - Cathedrali yeni keşfeden bir kaşife (: