|
Herkese merhabalar... Direk konuya daldım...Hemde artık hal hatırda sormayayım :)) Eskisi kadar işlek değil artık bu caddeler de ondan hal-hatır-selam-kelam yok size :)) Hoş bende gelemiyorum ama Neyse gelenlere de gönlümüzden koptuğu kadarıyla selam-hal ve hatırların iyi olmasını dilerim efenim :))
Evet konuya dalalım artık ; Bazen öyle insanlar oluyor ki etrafımda ya da ben onların düşünceleriyle görüntülerinin birbiri içerisinde tutarlı olmadığını gördüğüm için o an onları insan kategorisinden çıkarasım geliyor...Ki hemen aklımdan "yaa koçum,senin hayat felsefen bu muydu ?" diyerekten kendime bir soru yöneltiyorum ki kendime kızaraktan ve cevabı da aynı anda şakkadanak yapıştırıyorum icabında kendi kendime :)) : "Nassı olsa topumuzda topu dikecek bigün koçum...YİNE NİYE NEYİ KASIYORSUN Kİ şimdi bana !!! ??? :)) "diyerekten...( Çok kişilikli olmanız gerekebilir bazen ki bana sağladığı bir fayda da kendi kendimle konuşabilmem diyebiliriz :))) Aslında bunu çoğumuz yapar ; hani bir olay anında tepkinizi kendi kendinizle konuşarak ne yönde tepki vereceğinize karar verme anları vardır ya hani...İşte o an yaa...anladın sen beni !!! :)) Ayrıyetten kendi dışımdaki kişileri bu yapımda pek kaale almamam da söz konusudur ;) olgunlaşmış insan olanlar hariç tabii :))) Bu fani koşturmacaların yarattığı dünyevi duyguların yoğunlaşması ve sıkışmasıyla birlikte,dışarı çıkamayıp içinizde biriken gazın patlaması ki yine içinizde patlaması :) sizi o an kızdıran ya da değişik negatif düşüncelere kapılmanızı sağlayan şeylerin herzaman yersiz ve nedensiz (nedenin-nedensizliği) olduğunu görüyorsunuz...
Hem resimlerle hem de birkaç basit bir örnekle kendime ve insanlığa kızmalarıma,sinirlenmelerimi açıklamış olayım ;
üç çocuk içinde adaletli bir dünya ha ??? Ne dersiniz ? Çünkü bu adaleti biz insanlık yarattık ve adaletimiz de bu kadar...(3. çocuk babasının kucağında ölmüş ve parçalanmış vücudunu görmenizi istemediğim için efekt verdim resme...Bazı gerçekleri bile maskelemek gerekiyor.Yoksa dayanamıyor insan :(()
 
Düşündük ne yapalım diye ? Gidip dünya güzelliklerini yok etmek için herzaman ki gibi zamanımızı hayat için faydalı kullanmış olduk !!!
  
Herşeye kayıtsız kaldık...Sonra ruhumuz ve hatta bedenimiz bu kadar acıya dayanamayıp isyan etti...Uyuyamaz olduk...
  
Hayatımızı kapitalist malzemelere adadık,onlar ruhumuzu bizde onları satın alıp durduk...O bize güzel görünen görüntülerinin arkasındaki gerçekleri hiçbir zaman göremedik...Güzel görünmek kötü değil ama sahip olduğumuz o güzellikler birgün bize sahip olduğunda iş işten geçmiş ve siz insanlıktan çıkmış olacaksınız...Sonra çekip gitseniz bile nafile, geride bıraktıklarınız yok olmayacaklar...
aşık olduk ve mutlu bir ömür için çabaladık ve sonunda yine kendi kendimize ne kadar güzel bir dünya ve ne kadar güzeldi yaşananlar dedik...Halbuki hiçbiri tozpembe değildi,halbuki hiçbir zaman insan olamamıştık o tozpembelikte bir çocuk açlıktan ölüyordu...
Aslında geneldeki somutlaştırılmış temel bir nedene bağlıdır bunlar, yani ÖLÜM gerçeği... Birbirini öldürme yarışında insanlık...Sanki ne alıp-veremedikleri var ; yani YİNE NİYE NEYİ KASIYORLAR Kİ ! Anlayamıyorum :(( Bir türlü anlayamıyoruz bu gerçeği, hatta tamam tamam anladık biliyoruz desek te anlayamıyoruz :)) Şu dünyayı hala yaşanacak bir yer haline getiremediğimizi bile bile yaşıyoruz...İnadına yaşamaya devam ama yine inadına yaşatmaya devam...
Hepimiz ölücez nasıl olsa ! Ne diye bi şeylere kasıp sanki birşeylerin bize birşey getireceğini ve de bizim onları biryerlere götürüp orada saklayacağımızı (kıymetlimiss misali :)) ) ,saklayıpta karşılığında birşeyler alacağımızı ve aldıklarımızı yine bu döngü için kullanacağımızı düşünerek saçmaladığımın farkına varıyorum...Yani ne yaparsak yapalım ; somutluk sizi ne derece sarmış olsa da ,o somutluğun elinizden alınacağı gerçeğinden kaçamayacağınız bir günün gelip çatacağını düşünürseniz ; aslında kimse şu dünya üzerinde kasmaz bişeyler için...Tabii bunun getirisi belki mutluluk gibi görünebilir...Yani kasmazsak; mutlu oluruz...gibi görünse de kasmadan dünya düzeni de olmaz...Söylemlerimden dolayı yanlış anlamamanız için küçük bir açıklama daha ; Şimdi burada sanki hayatta her yapılanın bir karşılığı olması gerektiği gibi bir düşünceye kapılabilirsiniz,hani elinize somut bişey kalmıyor diyorum ya... Ki elinizdeki somut şey aklınızda kalabilecek bir iyi düşünce de olabilir...Sonuçta tüm insanlık bir kazanç için çabalamaktadır...Bu ister maddi ister manevi olsun, hep bir kazanç vardır...Ki bunun tersini iddaa edebilecek bir insan da tanımıyorum şu dünya üzerinde... Bu da herzamanki tezatlarındandır insanoğlu ve insankızının... Ama gelin görün ki ; bazılarınıza yine saçmalamış bizimki dedirtecek şu cümlelerin anlamını biraz irdelediğinizde,aslında hayat koşturmacasının sizi somutluğa ne kadar hapsettiği ve ne derece onun kölesi olduğunuzu gösterecektir ...Binevi düşüncelerinizle yaptıklarınız çelişecek ve insanlara ölüm gerçeğini unutturma yarışının hayatın her alanında olmasının onları ne derece rahatlattığı hissiyle kendinizi avutup duracaksınız...Sonra da geriye doğru yaslanıp birazda kasılaraktan hayatın ne kadar güzel bir düzende işlediği sanki yağlı bir makina misali tıkır tıkır işliyor üstündekileri havası verecek...Yani herşey olması gerektiği gibi ben iyi bir insanım ve işler yolunda,esne - geril biraz - vernelle eklemleri ve uyuşmuş bedeni yumuşacık yatağına bırak akıp gitsin ruhun... Yani varolmanın dayanılmaz ağırlığını maskele ve koyver gitsin tüm bu çelişkileri düşüncelerinin içinden süz hepsini ki bedenini bırak sıcak yatağına... Sonrası malum SONSUZ UYKU MODU...Tabii bunu bilgisayarın uyku moduyla karıştırmayın :)) Sleep (uyku) düğmesi olduğu gibi wake up (uyanma) düğmesine basınca uykusundan uyanıyor o cihaz...Ama sizde öyle bir düğme yok ve kimse de siz basmadan bulamaz o düğmenizi :)) Yani kendi kendinizin uyanma düğmesine basıp uyanacaksınız efenim :)) Tabii o da nasıl olur ??? Orasını bilemem...Hani belki şu "TİTRE ve KENDİNE GEL " sözcükleriyle anlatılmak istenilen gibidir... Yani biraz ince bişeyler giy ve soğukta gez ; sonra titrersin ve uyku modun kaçar ve de uyanırsın...:))) dermişim hatta Ki sürekli soğukta gezersen,bedenin buna da dayanamaz ve yavaş yavaş uyuşur...Sonunda tekrar uyku moduna geçer :)) Ki bidaha uyandırması zor olur öyle bedeni...Uyandırsan da o beden zaten Zatürre falan olmuştur artık :)) Neyse abartmayayım :))
Şimdi buralara bişeyler karalıyorum ya arada bir...Hatta insan normal hayatta sergilemediği bazı düşüncelerini sanallığın verdiği rahatlıkla beraber ve aynı rahatlıkla sergiliyor...Bazı tanıdıklar özellikle buraları okurken ; sen böylemiydin moduna girerde saçmalarsa diye de düşünüyorum bazen...İnsanoğlu işte ...Aslında tınmam ama ne bileyim çelişkili bir durum halini alıyor bazen ki karşınıza saçmalıklarla gelebiliyorlar...Özellikle o somutluğa kapıldığımız anlarda:)) Bakın !!! yine saçma bir düşünce oluştu bende :)) Hemen cevabı yapıştırıyorum kendi kendime : YİNE NİYE NEYİ KASIYORSUN Kİ şimdi bana !!! ??? Sonuçta hepimiz öleceğiz ve hiçbirimizim bedeni,düşünceleri kadar değerli olmayacak o zaman...O zaman anlayacaksınız zaman-mekan kavramlarının aslında olmadıklarını...Karakteriniz neyse onu sergileyin...Çünkü o sizin KARAK-TERİNİZDİR :)) Yani onun için TER dökersiniz hayat boyu :)) Bunun içinde bir sonraki yazımda şu karak-ter olayından bahsedeyim bari...Neyse dönelim konuya... Zamanla işin-işten geçtiğini,ipliğin-iğne deliğinden geçmesi kadar basit olduğunu herşeyin, anlayın artık canım... (Bu örnek özellikle sizlerin hergün yaşantınızda yaptıklarınızla,aldığınız kararlarla alakalı yegane örnektir kanımca... Ne kadar özgürsünüz bakalım!!!)
Geceleri yazı yazmak hoş bir durum benim için...Ne dünya koşturmacasının o gürültülü müziği ; araba sesleri,kurdukları düzene isyan eden insanların ses tellerinden yansıyan çığlıkları, üst kattaki komşunun geç saatlerde çamaşır makinasının sıkma modunda motor uğultuları :)) ... Ne de kendi kendime kızacak şekilde kendimle konuşmalarım var gecenin bu vaktinde...Herşey o kadar açık ve net ki ; Çünkü hayat durmuştur,canlıların çoğu uyku modundadır,uyuşmuştur bedenleri,koşturmacanın işkencesine maruz kalmıştır insanlık günboyu :)) ve bırakmışlardır dünyanın bedenini de hırpalamayı...Şimdi dünya,sessizliğin sesi,laptopun hoparlöründen inceden inceye çıkan Chill Out YOGA müzik sesleri (kuş,nehir,börtü böcek sesleri :)) ) ve et-kemik-sinirden oluşan bendeniz ki bana isyan eden parmaklarım sizinle konuşuyor...Bu saatte benimde diğer insanlar gibi uyumam lazım tabii...Ama o kadar tabii (doğal) bir varlık olmadığım için uyumuyorum-uyuyamıyorum :((( Ben neden mi uyumuyorum ? : bende uyku problemi var... Yoksa ayaklarım her daim isyan ediyor bana...Vücudumda ağırmayan kemik kalmıyor bazen :)) Eklemlerim artık normal insan modunda değil ve zamanla notredam ın yeni kambur adayı olacağım böyle gidersem :)) Gözlerim bile gözlüklerden şikayetçi artık :)) takmana değmez, nasıl olsa kör olacaksın bu gidişle diyorlar :)) Şaka bi yana genciz biraz ya!!! bu nedenle yıpratıyoruz kendimizi ki genciz dedik ama bizden yaşlılara bakarak yaptığım kıyastan çıkardığım sonuç bu :)) Yoksa ne eski topraklar var bizim gibi gençleri cebinden çıkartabilecek:)) Genç dediysek ; öyle bir genciz işte... Ki gençlikte ayrı bir olgudur...Kime göre genç ? Kim genç ? Genç Nedir Ne Değildir :) ? gibi sorularla ulaştığımız tek cevap ; içiniz gençse ve bedeniniz ona ayak uydurabiliyorsa ; o zaman sen genç olarak tanımlanırsın...Yoksa 5. sınıfa giden yaşlı bir öğrencim olduğuna (sınav koşturmacasından yaşlanmıştı garibim :))) yemin dahi edebilirim...Neyse anladın sen beni umarım!!! Sinir gazı bombalarınızın bile geçici dürtüleriniz oluşunu yani bir sinir damarı ucu kadar küçük değeri olduğunu onları zamanla unutunca farkediyorsunuz daha doğrusu gerçekten kasmamak gerektiğini görüyorsunuz... O nedenle bazen değil çoğu zaman çevremdeki insanları hep aynı kategoriye koymaya çalışarak bu embesil ama bu da fani, bu çok zeki ama bu da fani diyerekten...O şahsın ne derece diğerlerinden farklı olmadığını gösteriyorum kendime...Böylece o şahıs/şahıslar hakkındaki yerli-yersiz oluşan sinir gazı baloncuklarım fossss diye sönerek rahatlatıyorum kendimi...Bende onlardan biriyim tabiiki...Peki tartışmamızın nedeni neydi ? ya da olmalımıydı bir neden ? ki nedenin de nedensizliğinden dedim ya bu sürüncemelerim... Yoksa herşeyin bir nedeni olmaksızın yaşamak vardı !!! Ki öyle yaşasaydık acep ne olurdu ? diye merak ettiğim yegane şeylerden birisidir kendisi...Sizi bu sürüncemelerle bırakıp kaçayım artık...Kendim içinse bu sürüncemeleri kainatın o koca boşluğuna bırakıyorum herzamanki gibi...Maksat bazen yazmaksa ; bazen de yazmak için yazmak oluyor !!! Varın siz tahmin edin bu yazımın amacını :))
Haadi Kalın sağlıcakla efenim... papa,oğlu ve kısı,bide kutsal ruhları adına kutsadım herzamanki gibi...
|