(Ey Özgürlük, performed by Zülfü LİVANELİ)

... ÖZGÜRLÜK ...
Uzak ve sonsuz diyarlarda aradık seni, Sana sevdamız, taa doğumumuzdan, Belki doğmadan önce de istedik seni, Ama bilmeden de istemek doğru değil birşeyi... Sen bilmeyeceksin belki bizi...
Sabah ayazında şehrin sokaklarında, Okul yollarında,neşeli adımlarımızda aradık, Ayakkabımızın altındaki toprakta istedik seni, Sen bilmeyeceksin belki bizi...
Her nefeste içimize dolan havada, Her esişinde rüzgarın hafifçe tenimizi okşamasında, Her çarpışında dalgaların kıyıya, Biz heryerde hep seni aradık, Sen bilmeyeceksin belki bizi...
Gece yıldızların parıltısında kaybolduk seni ararken, Çölde güneşin kavurucu sıcağında,bir deve hörgücünde, Ya da bir ağaç gölgesinde otururken düşledik, Baharda yapraklarda,rengarenk çiçeklerde aradık seni, Sen bilmeyeceksin belki bizi...
Eskimiş kitapların içinde anlatılan seni, Yıpranmış sayfalarında her düşüncenin, Sahaflarında yine o pasajın, Her noktasında yaşamın,arayacak bir göz seni, Sen bilmeyeceksin belki bizi...
Sıcaktan dili damağı kurumuş , Sırtında yaşını doldurmamış bebeğiyle, Bir ırgat kadının alın teriyle sulanmış toprakta, Meyve vermiş ağaçların,ekmek olmuş buğdayların, Her lokmasında hayatın,seni arayacak onlar... Sen bilmeyeceksin belki bizi...
Sevgilinin dudaklarında, Üzümün tanelerinde ya da arpanın suyunda, Kulaçları rakı dolu balıklarla, Buz gibi akan dereler de arayacağız, Her çekişte cigarayı,yokedici dumanında bir arayış, Sen bilmeyeceksin belki bizi...
Sana şiirler yazıp,şarkılar söylenecek her daim, Oyunlar oynanıp,eğlenceler düzenlenecek, Yazdıkça yazası gelecek herkesin, Ki yazdıkça sana dokunabilecek belki ellerimiz, Adını haykıracak binbir türlü dillerde her insan, Ve aynı zamanda seni bulana dek savaşacak birbiriyle, Sen bilmeyeceksin belki bizi...
Yağan yağmurlar tane tane şehirleri bombalarken, Evlerin camlarını döverken her damla, Ve kanalizasyonlarından denize dökülen her şehit için, Yine koca şehirlerle savaşacığını bile bile, Bir yağmur edasıyla senin için, Sen bilmeyeceksin belki bizi...
Göçmen kuşların kanatlarında, Tren vagonlarında, umut yüklü bavullarda, Yüksek bir tepede,içine sevdalı hayat oturmuş, Koyun,kuzu seslerine karışan bir çobanın kavalından, çıkan her ses dalgasında,hep sana haykırışlar da, Bakılmadık,gidilmedik yer bırakmayacağız seni bulana dek, Sen bilmeyeceksin belki bizi...
Doğan her bebeğin açılmamış göz kapaklarında, Kopmamış kordon bağında anne özleminin, Süte susamış bir yavrunun, Annesinin yollarını gözlemesi gibi bir arayış bu, Sen bilmeyeceksin belki bizi...
Belki hiç tanıyamayacaksın bizleri, Anlayamayacaksın arayışlarımızı,çabalarımızı, Biz bunları bile bile senin peşinden koşacağız, Ölene dek ; tüm insanlık senin için savaşacak... Seni bulana kadar yıpratacağız tenimizi,aklımızı,bedenimizi, Sen bilmeyeceksin belki bizi...
Sen bizim yegane varlığımız, En başından beri varolup lakin elde edemediğimizsin, Sen hepimiz için aynısın ama hep ayrısın, Sen bilmeyeceksin belki bizi...
Çünkü senin adın
" ÖZGÜRLÜK " ...
Written by CATHEDRAL
Papa,oğlu ve kutsal ruhları adına kutsadım efenim...
|